Yıllarca “Bursa’da su çeşmeden içilir” cümlesiyle övünmüş, bunu bir marka değeri hâline getirmiş. Şimdi ise verilen sözlerin uçtuğu , faturların kaldığı günler.
Bursa’da Su Değil, Sabır Tükeniyor
Bir şehir düşünün…
Yıllarca “Bursa’da su çeşmeden içilir” cümlesiyle övünmüş, bunu bir marka değeri hâline getirmiş. Bugün gelinen noktada ise Bursalılar musluğu açarken iki kez düşünür oldu. Çünkü artık mesele suyun temizliği değil, faturanın ödenip ödenemeyeceği.
Seçim meydanlarında kürsüye çıkıp “Su faturalarını yüzde 25 indireceğiz” diyenler, sandıklar kapandıktan sonra adeta zam yarışına girdi. Aradan geçen birkaç ayda indirim vaadi buharlaştı, geriye ise katlanan faturalar kaldı.
Bu mudur sosyal belediyecilik?
Rakamlar ortada ve inkâr edilemez düzeyde çarpıcı.
2024 yılında 15 metreküp su kullanan bir ailenin ödediği bedel 293 liraydı. Bugün aynı kullanımın faturası 884 liraya dayandı. Üstelik “görünürde” açıklanan zam oranı yüzde 30. Peki gerçekte ne oluyor? Katı atık bedelleri, gizli kalemler ve sessiz sedasız eklenen ücretlerle artış yüzde 200’ü buluyor. Aralık ayında 700 lira ödeyen vatandaş, ocakta 1300 liralık faturayla karşı karşıya kalıyor.
Bu artık zam değil, açık bir yük bindirmedir.
Vatandaş ekonomik krizle boğuşurken, maaşlar erirken, temel gıda ürünleri bile lüks hâline gelmişken; su gibi yaşamsal bir ihtiyaç üzerinden bu denli ağır bir fatura çıkarılması kabul edilemez. Tasarruf denilecekse, bunun adresi musluk başı değil; belediyelerin şatafatlı organizasyonları, reklam bütçeleri ve vitrin siyasetidir.
Daha da vahimi şu: Tepki yükseldiğinde, sorumluluk almak yerine topu sürekli geçmişe atan bir anlayışla karşı karşıyayız. İyi giden her şey “bizim eserimiz”, kötü olan ne varsa “20 yıl öncenin mirası”.
Bu kolaycılık, bu kaçış artık Bursa halkının vicdanında karşılık bulmuyor.
Yeniden Refah Partisi Osmangazi İlçe Başkanlığı’nın çıkışı bu noktada sıradan bir siyasi açıklama değil, sahadan yükselen bir isyanın tercümesidir. İlçe Başkanı Yunus Koçak’ın dile getirdiği rakamlar, evinde fatura hesaplayan her ailenin yaşadığı gerçeğin özetidir.
Şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Suya yapılan bu zamlar geri çekilmelidir.
Gizli kalemler açıklanmalıdır.
Katı atık bedelleri adı altında vatandaşa yüklenen maliyetler şeffaf biçimde izah edilmelidir.
Aksi hâlde “çeşmeden su içilen Bursa” sadece nostaljik bir cümle olarak kalacak, yerini “musluk açmaya korkulan şehir” tanımı alacaktır.
Bursa halkı kandırılmak istemiyor.
Mazeret değil, çözüm bekliyor.
Söz değil, icraat görmek istiyor.
Vatandaş hakkı olan su hizmeti için indirim mucizesi beklemiyor.
Ama fatura oyunlarıyla kandırılmak da istemiyor.
Ve herkes şunu çok iyi biliyor:
Söz uçar, fatura kalır.
Yüksel Aslan / 20.01.2026