1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'tan 2019 değerlendirmesi
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'tan 2019 değerlendirmesi

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'tan 2019 değerlendirmesi

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Türkiye'nin 2019'u tarihe geçecek bir yumuşak inişle, pozitif bir büyümeyle geride bırakacağını belirterek, "Benzer iç ve dış kriz, şok, saldırı atak... Ne dersek diyelim.

A+A-

Türkiye, 2001 ve 2009'a kıyasla hakikaten çok başarılı bir şekilde bertaraf etmiş oldu.

Albayrak, ekonomi basını yöneticileri ile bir araya geldiği 2019 Değerlendirme Toplantısı kapsamında yaptığı konuşmada, 2018 Haziran-2019 Haziran döneminde Türkiye'nin kabaca 3 farklı kur atağına maruz kaldığını söyledi.

Söz konusu dönemde kurun yoğun bir şekilde dalgalandığını ve buna ek olarak TL'de farklı gelişmelerin yaşandığını anlatan Albayrak, bunun ardından ekonomide ve finansal mimaride öncelikli stratejinin istikrarı oluşturan bir süreçten geçildiğini ifade etti.

Albayrak, gelinen noktada, 2019 itibarıyla, özellikle son 6 ayda yaşanan iç ve dış politik dalgalanmalara rağmen stabilizasyonun yavaş yavaş oluşmaya başladığını aktararak, "Türkiye'de tüm bu gelişmeler ışığında ciddi iyileşmeler yaşanmaya başladığını gördük, gerek iç piyasada, gerek dış piyasada, gerek risk primlerinde, gerek Türkiye'nin referans faizi dediğimiz 2 yıllık tahvil faizlerinde ciddi iyileşmeleri bu süreçte görmeye başladık.

Bu noktada bizim için çok önemli olan 5 yıllık CDS risk primi göstergesinde ve 2 yıllık devlet tahvil faizlerinde sadece son 1-2 yılın değil, bazı indikatörlerde son 3-5 yılın bile altında iyileşmeyi ciddi anlamda görmeye başladık." diye konuştu.

Bunların dışında piyasaların yakından takip ettiği alanlarda çok önemli adımlar attıklarından bahseden Albayrak, şunları kaydetti:

Son 1,5 yılda Türkiye ekonomisinde sessiz ve devrim niteliğinde o kadar çok stratejik yapısal reforma imza attık ki... Belki son 70-80 senede ama serbest piyasa ekonomisinden bahsediyorsak 1980'lerin ikinci yarısından bugüne dediğimiz 30-35 yılda hakikaten Türkiye ekonomisi üzerinde çok kritik adımlar ortaya koyduk.

Bu noktada gerek Merkez Bankası'nın, gerek Borsa İstanbul'un, gerek Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı'na (TLREF) dayalı işlemlerin, gerek Overnight Indexed Swap (OIS) piyasasında, çok ciddi bir şekilde TL üzerinde gerek değerleme gerek faiz referansı noktasında devrim niteliği diye sessiz adımlar atmaya başladık.

Ağustos ayındaki kur atağının hemen ardından Borsa İstanbul'da swap piyasası kurulması, ekim başı itibarıyla bu işlemlerin artık Borsa İstanbul'da gerçekleşmesinin önünün açılmasıyla sadece bu işlemler değil, işlem hacminin artması açısından da önemli bir süreç başlamış oldu. Sadece son 15 ayda, ekim başından aralık sonuna kadar bu anlamda 1,5 trilyon liralık işlem gerçekleşti.

Sadece karşılıklı swap işlemleri değil, faiz swapı işlemlerinin de artık Borsa İstanbul üzerinde inşa edilmeye başlaması, hakikaten bu ülkenin kendi para birimi özelinde gerek değerler, gerek faiz anlamında ihtiyaç duyulan süreçlerin mimarisi artık Türkiye'de gerçekleşmeye başladı. Bu noktada çok önemli bir mesafe kat ettik."

2019'U POZİTİF BİR BÜYÜME İLE GERİDE BIRAKACAĞIZ

Berat Albayrak, Ekim 2018'de İstanbul'da açıkladıkları "Enflasyonla Topyekün Mücadele" kapsamında, hükümet ve reel sektör başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte enflasyonla mücadelede müthiş bir seferberliğin ortaya konulduğunu belirtti.

Bu anlamda 2019'un enflasyonun dizginlenmesi ve müdahalenin zamanlaması açısından kritik bir dönem olduğuna işaret eden Albayrak, "2019 şu açıdan da zor bir yıl oldu; biliyorsunuz 2014-2019 döneminde Türkiye'de 8 seçim oldu. Seçim ikliminin ve atmosferinin oluşturduğu ekonomik anlamda bakıldığında, zamların ertelendiği ve birçoğunun 2019'a kaldığı bir yıl oldu.

Zor bir 2019'u Türkiye tüm paydaşlarının güçlü desteği ve refleksi ile 2019 için YEP'de koyduğumuz yüzde 15,9 enflasyon hedefinin altında kapattı." değerlendirmelerini yaptı.

Albayrak, enflasyonun 2020 ve sonrası açısından da kendileri için en önemli çıpa olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Gayrisafi yurt içi hasıla artışı açısından baktığımızda ise 2019'u tarihe geçecek bir yumuşak inişle, inşallah pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız. Benzer iç ve dış kriz, şok, saldırı atak... Ne dersek diyelim. Türkiye, 2001 ve 2009'a kıyasla hakikaten çok başarılı bir şekilde bertaraf etmiş oldu." dedi.

Dengelenme sürecinin, disiplinli bir şekilde 2018 ve 2019'da ortaya konulan performans ve belirlenen hedeflerin çoğunun hayata geçirilmesi ile geride bırakıldığını anlatan Albayrak, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin artık, bir daha aynı sıkıntılara maruz kalmaması için, bu değişim dediğimiz olguyu tüm paydaşlarla güçlü bir şekilde içine sindirerek ortaya koyması gerek. Bu kapsamda yaptığımız il ziyaretleri ile bu değişimi iş dünyasına, sanayi ve ticaret odalarına birebir anlatıyoruz. Türkiye'de artık ekonominin tüm paydaşlarıyla bu değişimi adım adım hayata geçirmek için yürüyoruz. Sadece Merkez Bankası'nın son dönemde yapmış olduğu düzenlemeler, attığı adımlar, bu çerçevede ortaya koyduğu hususlar bile, şu 5-10 reel büyümesi üzerindeki Türkiye'nin artık eski dönemlerdeki gibi çılgın büyüme, çılgın küçülme üzerinde değil artık, dengeli, disiplinli ve reel büyüme dediğimiz üretim odaklı, ihracat odaklı Türkiye'nin kendi imalat sektörü büyümesini destekleyecek bir strateji aslında."

TÜRKİYE'NİN BORÇ STOKUNDA ÇOK CİDDİ BİR MARJI VAR

Bakan Albayrak, gerek Ağustos 2018'den bu yana, gerek 2019'un tamamında, kim hangi yatırım aracında pozisyonu alarak ne kazandı diye bakıldığında, TL varlıkların ayrıştığını ve kazandırdığını söyledi.

Bu dönemde spekülatif algılarla hareket edenlerin de olduğunu belirten Albayrak, buna karşın Türkiye'ye yurt içinden veya yurt dışından güvenen ve yatırım yapan, ülkenin büyümesi ve gelişmesini destekleyen kesimin de bulunduğunu, onların yanında olunması gerektiğini ifade etti.

Albayrak, bu istikametten çıkmayacaklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

Çok zor yıllar olmasına rağmen, 2018 ve 2019'u Türkiye'nin performansından taviz vermeden, büyümeyi de negatife çevirmeden, özellikle TL borç stokunda da ciddi sıkıntılı bir resim ortaya koymadan tamamlamış olduk. Tabii Türkiye'nin borç stokuna baktığımızda gerçekten çok ciddi bir marjı var. Gerek hane halkı borç stoku, gerek kamu borç stoku, gerek se özel sektör ve bankacılık açısından baktığımızda, Türkiye'deki tüm bu 4 paydaşın birleşerek Türkiye sepetinde oluşturduğu resimde güçlü bir bilanço yapısı var. Bundan sonra da bütçe disiplini ve kamu maliyesi, enflasyon ve fiyat istikrarı gibi bizim için en önemli çıpa olmaya devam edecek.

TLREF'E DAYALI BORÇLANMA ARAÇLARI İHRACI 17,7 MİLYAR LİRAYI GEÇTİ

Bu arada Bakan Albayrak'ın konuşması esnasında yansıtılan sunumda, kur atağının yaşandığı Ağustos 2018'den bugüne 5 yıllık CDS'lerde yaklaşık 337 baz puan iyileşme sağlandığı, 2 yıllık devlet tahvil faizinde ise 1800 puan düşüş görüldüğünü bildirildi.

Türk lirası ve döviz likidite yönetimindeki etkinliğin artırılması amacıyla 31 Ağustos 2018'de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde döviz karşılığı Türk lirası swap piyasasının açılmasına karar verildiği anımsatılan sunumda, "TL faiz riskinin yönetilebilmesi için TLREF hayata geçirilmiş olup Ağustos 2019 itibarıyla TLREF'e dayalı kredi kullandırım ve borçlanma araçları ihracına başlanmıştır. TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçmiştir. TLREF ile beraber uzun vadeli TL fonlama imkanının önü açılmıştır." ifadelerine yer verildi.

Sunumda, BİST Swap Piyasası ile yurt dışı yabancı bankalar aradan kaldırılarak Türk bankalarının kendi aralarında işlem yapmasının sağlandığına işaret edilerek, böylelikle TL'nin Türkiye'de kaldığı, yurt dışı bankaların da yurt içinde swap yapmasının önünün açıldığı vurgulandı.

Ekim 2018'de kurulan BİST Swap piyasasında gerçekleşen işlemlerin 2019 sonu itibarıyla 1,5 trilyon lirayı aştığı aktarıldı.

SORULARI CEVAPLADI
Albayrak, ekonomi basını yöneticileri ile bir araya geldiği 2019 Değerlendirme Toplantısı kapsamında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin 2018 ve 2019'da içinden geçtiği zorlu ekonomik süreçten bahseden Albayrak, dışarıdan süreci, şiddeti belli olmayan atakla karşı karşıya kaldıklarını, geçmiştekilerden daha büyük belirsizlik ortamıyla karşılaştıklarını anlattı.

Bu sürecin yatırımcılarda oluşturduğu olumsuz iklime değinen Albayrak, 2019'da ilk iki çeyrekteki daralmalardan sonra üçüncü çeyrekte ekonominin tekrar büyümeye başladığını söyledi.

Albayrak, dengelenme sürecinin 2020'de de devam edeceğini, bu konuda hiçbir endişe taşımadığını belirterek, yüzde 5 büyüme hedefinden bahsetti.

Sadece son 6 ayda dış politikada yaşanılan her bir olayın son 15-20 yıl içerisinde yaşanılan olayların her birinden belkide büyük olaylar olduğunu belirten Albayrak, "Barış Pınarı süreci, Suriye süreci, Libya süreci, iç politikada yaşanan süreçler, yaptırımlar. 1 sene önce bir tane tweet ile kırılganlığa sahip bir ekonomiden bahsederken 1 sene sonra bırakın bir tweet'i her gün sayısız tweetler atılarak yaptırımlar uygulandı." açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin bütün bu süreçleri aştığını kaydeden Albayrak, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Türkiye ekonomisi bilançosu çok geniş, bu çerçevede fiyat istikrarından ve bütçe disiplininden, borçlanma maliyetlerinden ve bu değişim dönüşümden taviz verme lüksümüz yok. Son 5 senede 8 seçim geçirmiş Türkiye'nin dünyada belki başka örneği yok. 2014'te 2 seçim, 2015'de 2 seçim, 2016'da darbe, 2017'de 1 seçim, 2018'de 1 seçim, 2019'da tekrarla birlikte 2 seçim yapıldı.

Bizim yumurtaya ihtiyacımız var. Her birimiz birer tavuk kesersek yumurtacılar tavuğu nereden bulacak. Kamu bankaları Türkiye açısından son 5-6 yıldır önemli görevler ifa etti.

Türkiye'de 10 sene önce kamu bankaları satılsın diyen bir ekol vardı. Allah'tan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan o zaman Başbakan iken dirayetli bir duruş gösterdi de buna izin vermedi.

İzin verseydi son 5-6 yıldır Türkiye'nin bu bölgesel, küresel anlamda türbülans döneminde kamu bankalarının özelleşmiş olduğu ve sahada olmadığı bir süreçte Türkiye ekonomisine etkileri, reel sektörün esnafına çok daha büyük etkileri olabilirdi."

Gerek altyapı gerek ticaret, ürünün tedariki, yönlendirilmesi alanında A'dan Z'ye dönüşüme ihtiyaç olduğunu belirten Albayrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Antalya'da geçen yıl fırtına oldu. Fiyatlar 6 liralık biber 20-25 liraya, 4-5 liralık patlıcan 15 liraya, 2-3 liralık domates 8-10 liraya çıktığı bir dönem yaşadık. 'Fırtına seraları telef etti' dedik.

Sonra bir baktık fırtınadan etkilenen sera alanı toplam Türkiye kapasitesinin binde 8'i, hakikaten zor bir süreç. Ürün tedarik zincirinde ciddi anlamda speküle edilebilecek araçlar, kurumlar ve şahıslar var. Süreci kalıcı bir şekilde ıslah etmek önemli olan bugünü kurtarmak değil. Sudan sebeplerle milletin cebi ile oynanmasına izin vermeyeceğiz. Çok net söylüyorum. Bunu çok devletçi kamu mantığıyla değil özel sektör mantığıyla, piyasa mantığı ile çözeceğiz. Her oyun kuralına göre."

"ELEKTRİKTE ZAM NET ARTIŞIN ALTINDA"
Elektrik ve doğal gaz faturalarının çok yüksek geldiğine dair sosyal medyada son günlerde paylaşımların olduğuna ilişkin yorum ve bu konuda herhangi bir inceleme yapılıp yapılmayacağına dair soru üzerine, elektrik faturalarında son 1,5 yılda 2 zam 1 de indirim söz konusu olduğunu söyledi.

Albayrak, "2018'den bugüne kadarki süreçte, enerji ithalatının dolar kuru nedeniyle oluşturduğu maliyet, petrol fiyatlarının artmasından doğan maliyet, piyasada enflasyonun neden olduğu maliyete rağmen elektrikte netteki artış bunun altında oldu." diye konuştu.

Artan petrol fiyatlarının alım gücüne etkisini minimuma indirmek için yapılan faaliyetlerden bahseden Albayrak, burada kalıcı çözümün Doğu Akdeniz'de ve ülkenin farklı yerlerindeki petrol ve doğal gaz arayışı olduğunu anlattı.

Albayrak, son faiz indirimleri sonrası iç tasarrufların nasıl yönetileceğine ve Borsa İstanbul'da kurumsal yatırımcı tarafın gelişmesi için yeni adımlar atılıp atılmayacağına ilişkin soruya karşılık, TBMM'de komisyona gelecek bir SPK düzenlemesinin bulunduğunu, düzenlemenin sermaye piyasalarının genişletilmesiyle ilgili çok geniş tabanlı olduğunu söyledi.

Türkiye'de finansal sektörün içerisinde bankacılığın yüzde 90'ın üzerinde payının bulunduğunu dile getiren Albayrak, "Demek ki bizim sermaye piyasalarını ve sigortacılığı büyütmemiz lazım. Bunların pastadaki payını genişletmemiz lazım ki gerek yatırımlar, gerek tasarruflar, gerek alternatif enstrümanlar artsın." ifadelerini kullandı.

Albayrak, bu enstrümanların çeşitlenmesi açısından ciddi adımlar attıklarını belirterek, bu konuda çok daha farklı adımlar atmaya devam edileceğini bildirdi.

Bakan Albayrak, "İkincisi faiz indirimi, negatif faiz. Türkiye negatif faizle ilk defa tanışmadı. Nominal faizdir önemli olan. Birçok fon yöneticisi, yatırımcı da ona bakar. Siz nominal faiz ve beklenti açısından, istikamet ve gidişat açısından baktığınızda hangi trendin olduğunu görüyorsunuz." dedi.

Türkiye'nin iki yıl, bir yıl, 6 ay öncesine göre ekonomik göstergeler açısından çok daha iyi noktada olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dolayısıyla Türkiye'de yatırım ikliminin iyileşmesine dayalı, yatırımcının para kazanacağı, mevcut ve potansiyel yeni adımlarla birlikte çok ciddi çeşitlilik var. Dolayısıyla TCMB'nin politika faizinin genel trend, genel istikamet, enflasyon, bütçe disiplini anlamında, 2018 ve 2019 gibi zor iki yılı geride bıraktık. Türkiye reytinglerin ötesinde bir performansla bugün bahsettiğimiz alanların tamamında iyi bir performans gösterdi. Türkiye doğru bir şekilde yapılması gerekenleri yaptı. Türkiye, 'benchmark'larına göre inanılmaz bir potansiyele sahip ülke. Bunu adım adım daha da güçlendirerek devam ettireceğiz."

"TÜRKİYE, DÜNYADAKİ DEĞİŞİMİN TAM ORTASINDA BULUNUYOR
Albayrak, "Ekonomide güven unsuru anlamında nasıl bir fotoğraf çekersiniz? Ekonomiyi dış etkilere karşı korunaklı hale getirmek konusunda neler yapılacak?" soruları üzerine de Türkiye'nin son 5-6 yıldır zaten Suriye ve Libya konularında, iç ve dış bölgesel risklerle karşı karşıya olduğunu kaydetti.

2013 Gezi Olayları ile başlayan sürecin aslında ekonomik gibi görünmese de Türkiye'nin iç ve dış ekonomi iklimini bozan bir süreç olduğunu belirten Albayrak, Türkiye'nin bu süreci farklı bedeller ödeyerek, farklı ve pahalı tecrübeler kazanarak ortaya koyduğunu ifade etti. Bakan Albayrak, "2013 Gezi Olaylarını tecrübe ettikten sonra bugün Fransa'daki Sarı Yelek ve Hong Kong'daki protestoları farklı okuyorsunuz. Türkiye 5-6 yıldır aslında 21. yüzyılın değişen ekosistemini tecrübe ediyor. 500 yıllık değişen bir ekosistemden bahsediyoruz. Tam tarihin ve kırılmanın yaşandığı bu döneme şahitlik ediyoruz." diye konuştu.

Bugün gelinen noktada özellikle Asya'ya doğru önemli bir değişim yaşandığına işaret eden Albayrak, Çin ve Hindistan'ın milli gelirinin 2030'a kadar mevcut toplamı geçeceğini ifade etti.

Albayrak, Asya bölgesinin büyüme, nüfus, altyapı, yatırım, know-how, Ar-Ge, tüketim ve pazar açısından üstün konumda bulunduğunu belirterek, "Türkiye, dünyadaki bu değişimin tam ortasında bulunuyor.

Bundan yüzyıl önce, Birinci Dünya Savaşını doğuran etkenlerle, o günkü siyasi iklimde bölge coğrafyasında pasifize eden faktörlerin benzerini yaşıyoruz ama bu defa 180 derece farklı bir şekilde, Türkiye'nin pasifize olduğu değil, tam tersine her birini birer birer bertaraf ederek, içeride daha da güçlenerek, konsolide ederek, çok daha hazırlıklı bir şekilde yaklaşıyoruz." dedi.

Bunun Türkiye'yi savunma, dış politika, ekonomi başta olmak üzere tüm alanlarda güçlü kıldığını vurgulayan Albayrak, önemli olanın içeride ve dışarıda yaşanan resmi okumak olduğunu dile getirdi.

Albayrak, toplumun her kesiminde olaylara karşı farkındalığın da arttığından bahsederek, stratejik bir dönüşüm başlattıklarını, ekonomik anlamda kırılganlıklar üzerinden yapılan operasyonlara karşı güçlü kalınmasını sağladıklarını sözlerine ekledi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.