Yıkım çözüm değildir! Hukuk, vicdan ve akıl ortak paydada buluşmalıdır
Mudanya başta olmak üzere Türkiye’nin birçok noktasında ruhsat alamadığı ya da mevcut yapısına ek yaptığı gerekçesiyle yıkım tehdidi altındaki milyonlarca yapı, kamuoyunda giderek büyüyen bir tepkiye neden oluyor.
Yapılan basın açıklamasında, yıkım kararlarının hukuk, vicdan ve akıl süzgecinden geçirilmeden uygulanmasının büyük bir mağduriyet yarattığı vurgulandı.
“Tek çözüm gerçekten yıkım mı?”
Açıklamada, 2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile kır ve kent arasındaki dengenin bozulduğu ifade edildi. Kırsal yaşam biçiminin göz ardı edildiği, köylere kent kurallarının dayatıldığı belirtilerek, yasaya göre belediyelerin iki yıl içinde imar planlarını yapması gerektiği hatırlatıldı. Ancak bu planların hayata geçirilmemesinin bedelinin köylüye ödettirildiği savunuldu.
İmar yok, ceza var, yıkım var
İmar planı bulunmayan alanlarda vatandaşın barınma ihtiyacı için yaptığı ev, ahır ya da basit tarımsal yapılar nedeniyle tutanaklar, para cezaları, davalar ve yıkım kararlarıyla karşı karşıya kaldığı vurgulandı. Açıklamada, “Plan yok, çözüm yok, irade yok; ama yıkım var, ceza var, tehdit var” ifadeleri dikkat çekti.
İmar Barışı hatırlatması
6 Haziran 2018’de hayata geçirilen İmar Barışı düzenlemesine de değinilen açıklamada, devletin yapı sorununu kabul ettiği ancak uygulamadaki hataların yeni mağduriyetler doğurduğu belirtildi. Süre uzatımları ve yoğun başvuru çağrılarına rağmen 31 Aralık 2017 tarihinin geri planda bırakılmasının vatandaşları yanlış yönlendirdiği ifade edildi.
Mudanya’da köylü çaresiz bırakılıyor
Mudanya özelinde konuşulan açıklamada, köylerdeki yapıların eski ve sağlıksız olduğu, yenilenmesinin zorunlu hale geldiği belirtildi. Ancak vatandaşın kendi evini yenilemek istediğinde “imar yok, izin yok” cevabıyla karşılaştığı vurgulandı. “İmar planını yapmayan kim, bedeli neden vatandaş ödüyor?” sorusu yöneltildi.
“Yıkım siyaseti iflas etmiştir”
Basın açıklamasında, yıkım odaklı yaklaşımın bir şehircilik politikası değil, siyasi bir tercih olduğu savunuldu. Vatandaşı suçlu ilan eden anlayışın iflas ettiği belirtilerek, çözümün cezalandırma değil planlama olduğu dile getirildi.
Talepler net: Yıkımlar durdurulsun
Açıklamanın sonunda çağrılar net bir dille sıralandı. Buna göre;
-
İmar planlarının derhal yapılması,
-
Yıkımların durdurulması,
-
Yaklaşık 10 milyon bağımsız birimi ilgilendiren sorun için TBMM’de yasal düzenleme yapılması istendi.
Köylünün, dar gelirlinin ve yıllardır aynı yerde yaşayan yurttaşların evlerinin korunması gerektiği vurgulanırken, “Yıkım değil, çözüm üreten bir irade ortaya konulmalı” mesajı verildi.











