Hazine ve Maliye Bakanlığı bugün düzenlediği tahvil ihalesinde borçlanma maliyeti bir öncekine göre 200 baz puanlık düşüşle yüzde 17,51'e geriledi.

Küresel resesyon endişelerinin büyük merkez bankalarının faiz artırımlarını sınırlayabileceğine yönelik beklentiler, emtia fiyatlarındaki gerileme ve Rusya'dan Türkiye'ye olan kaynak akışının etkisiyle Türkiye'nin 5 yıllık CDS göstergesi düşüş eğilimini sürdürürken, borçlanma maliyetleri de gerileme yaşandı.

Küresel piyasalar faiz kararları haftasına negatif başladı Küresel piyasalar faiz kararları haftasına negatif başladı

thumbs_b_c_aebbb6922b0df863448b209fa57d72ac

Hazine ve Maliye Bakanlığı, bugün düzenlediği tahvil ihalesinde 17 milyar 160,9 milyon lira borçlanmaya gitti. İhalede bileşik faiz yüzde 17,51 düzeyinde gerçekleşirken, bu da bir önceki borçlanma maliyeti 200 baz puan altında gerçekleşti.

Borçlanma maliyetlerindeki düşüş; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerindeki artışından sonra geldi. TCMB'nin rezervleri, 29 Temmuz ile biten haftada önceki haftaya göre 2 milyar 940 milyon dolarlık artışla 101 milyar 263 milyon dolara yükselmişti.

Analistler, Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu'nun (ROSATOM), Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) tamamlanması için yapacağı harcamaların 15 milyar dolarlık kısmını Türkiye'ye aktarmaya başladığına dair haberlere işaret ederek, söz konusu nakit akışı ile TCMB'nin rezervlerinin 110 milyar doları geçmiş olabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmelerden sonra Türkiye'nin 14 Temmuz'da 898 baz puan seviyesine kadar çıkan 5 yıllık CDS değeri de düşüş eğilimini sürdürerek 731 baz puana kadar indi. CDS değeri, 14 Temmuz'da kaydettiği zirveden beri 167 baz puanlık azalışla 9 haftanın en düşük seviyesine geriledi.

Uzun vadeli gösterge tahvil faizi Mart 2021 yılından beri en düşük seviyesinde

Mart 2022 yılında yüzde 28,56 ile gördüğü tarihi zirvesinden düşüşe geçen ve ağustos ayına yüzde 17,82'den başlayan Türkiye'nin uzun vadeli gösterge tahvil faizi de bugün yüzde 16,94 ile Mart 2021 yılından beri en düşük seviyeye geriledi.

Analistler, resesyon endişelerinin önde gelen merkez bankalarının faiz artırımlarını sınırlayabileceğine yönelik beklentiler ile emtia fiyatlarındaki gerilemenin küresel çapta CDS'lerde düşüşü beraberinde getirdiğini söyledi.

Türkiye özelinde tahıl koridorunun açılması ve Rusya ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilere dair gelişmelerin de risk primindeki düşüşü desteklediğini belirten analistler, küresel risk iştahı, düşen maliyetler ve artan rezervlerle piyasalardaki pozitif havanın devam edebileceğini söyledi.