Mesai arkadaşına ‘salak’ dedi hem işten hem tazminattan oldu

İş yerinde çalışanlara yönelik hakaret, baskı ve psikolojik yıldırma iddialarıyla işten çıkarılan bir aşçıbaşı hakkında verilen karar, çalışma hayatına ilişkin emsal niteliğinde bir içtihat olarak dikkat çekti.

Yıllarca süren hukuk mücadelesinin ardından son sözü söyleyen Yargıtay, stajyer aşçıya ve diğer çalışanlara yönelik ağır hakaretlerde bulunduğu belirlenen aşçıbaşının işten tazminatsız çıkarılmasının hukuka uygun olduğuna hükmetti.

Karar, özellikle iş yerinde çalışma barışının korunması, çalışanların kişilik haklarının güvence altına alınması ve işverenlerin disiplin yetkisinin sınırları açısından önemli değerlendirmeler içeriyor.

Tazminat talebiyle mahkemeye başvurdu

Otelde şef aşçı olarak görev yapan K.H., iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini öne sürerek İş Mahkemesi'nde dava açtı. Davacı, kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, hafta tatili alacakları ile asgari geçim indiriminin de ödenmesini talep etti.

Otel yönetimi ise mahkemeye sunduğu savunmada, aşçıbaşının yalnızca stajyer personele değil, iş yerindeki diğer çalışanlara karşı da sürekli küfürlü ve aşağılayıcı ifadeler kullandığını, agresif tavırları nedeniyle çalışma ortamının olumsuz etkilendiğini belirtti. Bu nedenle iş sözleşmesinin, İş Kanunu'nun haklı fesih hükümleri kapsamında sona erdirildiği ifade edildi.

İlk derece mahkemesi çalışanı haklı buldu

İş Mahkemesi, işveren tarafından sunulan iddiaların somut delillerle yeterince desteklenmediği gerekçesiyle davayı kısmen kabul etti. Mahkeme, haklı feshi ispatlayacak yeterli belge bulunmadığını değerlendirerek işçinin bazı alacaklarının ödenmesine karar verdi.

Dosya daha sonra istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi de ilk derece mahkemesinin kararını yerinde bularak itirazları reddetti. Bunun üzerine işveren dosyayı temyiz ederek Yargıtay'a başvurdu.

Yargıtay: Güven ilişkisi tamamen ortadan kalktı

Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kararında işverenin iş yerindeki düzeni ve çalışma huzurunu koruma yükümlülüğüne dikkat çekti. Kararda, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlarının iş ilişkisinin devamını işveren açısından çekilmez hale getirmesi durumunda, işverenin derhal ve haklı nedenle fesih hakkını kullanabileceği vurgulandı.

Yargıtay, dosyadaki tanık beyanları ve deliller doğrultusunda aşçıbaşının stajyer aşçı M.K.'ya bezlerin kötü koktuğunu öne sürerek bağırdığı, küfür ettiği ve tehdit içerikli ifadeler kullandığının sabit olduğunu belirledi.

Şahin Biba'dan Mecliste İşten Çıkarma Açıklaması
Şahin Biba'dan Mecliste İşten Çıkarma Açıklaması
İçeriği Görüntüle

Kararda ayrıca göz ameliyatı geçiren stajyerin doktorunun çalışmaması yönündeki tavsiyesini iletmesine rağmen, aşçıbaşının genç çalışanı diğer personelin önünde küçük düşürdüğü, "öküz", "mal", "salak", "işe yaramazsın" gibi aşağılayıcı ifadeler kullandığına dikkat çekildi.

İş yerindeki disiplin ve huzur ön plana çıktı

Yüksek Mahkeme, davacının yalnızca stajyer personele değil, diğer çalışanlara karşı da küfürlü ve saldırgan tavırlar sergileyerek iş yerindeki çalışma barışını bozduğunu değerlendirdi. Bu davranışların işveren ile çalışan arasındaki güven ilişkisini tamamen ortadan kaldırdığı ifade edildi.

Kararda, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25'inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında iş sözleşmesinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle feshedilmesinin hukuka uygun olduğu belirtildi. Bu nedenle aşçıbaşının kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğine hükmedildi.

İş dünyası için emsal niteliğinde karar

Yargıtay'ın bozma kararı, iş yerinde çalışanlara yönelik hakaret, psikolojik baskı ve saldırgan davranışların yalnızca iş disiplini açısından değil, hukuki sonuçları bakımından da ciddi yaptırımlara yol açabileceğini ortaya koydu.

Karar, özellikle yönetici konumundaki çalışanların astlarına karşı kullandıkları dil ve davranışların iş hukuku açısından doğurabileceği sonuçları net şekilde ortaya koyarken, işverenlerin çalışma barışını koruma sorumluluğunu da bir kez daha teyit etti.

Hukukçular, bu kararın benzer uyuşmazlıklarda emsal olarak değerlendirilebileceğine dikkat çekiyor.

Muhabir: Ravza Aslan