Dönüşüme ayak uydurulmaması durumunda bu oran yüzde 15'e kadar düşebileceğini, "Dolayısıyla TOGG projesi hepimiz için tam bir boy aynası. Sadece rekabetçilik anlamında değil, bir elektrikli araçta neyi yapıp, neyi yapamadığımızı görüyoruz."

thumbs_b_c_9c63d21b7f4a2e36f8f6ef5fa45f350f

Türk otomotiv sanayisinin 15 yıldır ihracatta lokomotif sektör olarak öne çıktığını, Türkiye'nin ihracatta her 6 doların, bir dolarını otomotiv ihracatıyla sağladığını söyledi.

Türkiye otomotiv sanayisinin dünya otomotiv sanayisi ekonomisinden aldığı payın yüzde 1,5 ile 1,7 arasında olduğunu, "Bazı fırsatlar var önümüzde. Doğru adımlar atıldığında, bu fırsatlar gerçeğe dönüştürüldüğünde bu oranın yüzde 2 hatta yüzde 2,5’e çıkması mümkün."

"Salgın nedeniyle tedarik zincirinde ciddi aksamalar oldu. Bu aksamalar sadece ham madde bulmakta değil, lojistik kanallarında yaşanan sorunlardan dolayı oldu.

Lojistik dediğimiz nedir? Taşımadır, belli bir süredir, belli bir maliyettir. Bunu azaltmanın yolu yakın coğrafyalardan ticarettir. 2000’li senelerden bugüne kadar hep bir küreselleşme treninin arkasına takılmış olan bütün sektörler sadece otomotiv değil şu anda anlıyor ki, halen en iyi ihtimal, en ucuz ihtimal, en optimum ihtimal yanı başınızdaki komşunuzdan ticareti yapmaktır. Bu, Türk otomotiv sanayisi için özellikle tedarik sanayisi için altı çizilmesi gereken bir fırsat."

Yurt dışından da yatırımcı çekeceğimiz ortada

Son 5 yıla bakıldığında, son iki sene arka arkaya anons edilmiş yeni yatırımlar olduğuna dikkati çeken Albert Saydam, "Bu yeni yatırımların iki nedeni var. Birincisi, Türk otomotiv tedarik sanayisinin gelmiş olduğu seviye.

İkincisi de Türkiye'de ana sanayilerin lanse etmiş oldukları, tanıtmış oldukları yeni platformlar. Yeni platformlar sadece görüş anlamında değil, yeni teknolojiyi kullanan platformlar. Sonuçta bu platformlar ülkemizde üretildiği sürece yurt dışından da yatırımcı çekeceğimiz ortada."

Dijital dönüşümün geri dönüşü olmayacak bir şekilde başladı

Dijital dönüşümün özellikle salgınla geri dönüşü olmayacak bir şekilde başladığını ve gittikçe etkisi ve ağırlığını artırdığını anlatan Albert Saydam, şunları söyledi:

"Bu dijital dönüşümü şu anda biz sadece kullandığımız araçlardaki dijitalleşme olarak algılıyoruz. 1980 yıllarında ofislerimizde, masamızın üstünden daktilo kalktı.

Onun yerine bilgisayar geldi. Sadece yazılarımızı yazarken artık silme işlemi kolaylaştı gibi zannediyoruz. Halbuki bütün hayatımız değişiyor. Sadece yaptığımız işleri daha iyi yapar olmayacağız.

Yeni iş alanları ortaya çıkıyor. Yeni çözümler ortaya çıkıyor. Tabii bunun yanında da yeni ilgilenmemiz gereken soru işaretleri var. Burada doğru adımları attığımızda dediğim gibi sadece Türkiye için söylemiyorum. Tahmin ediyorum ki 2020 yılı ve 2021 yılında çok daha güzel bir dünya bizlerin olacak."

Sektörün elektrikli doğru dönüşümünü sağlaması şart

TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Albert Saydam, TOGG, Ford Otosan, Oyak Renault ve Tofaş gibi otomotiv firmalarının dönüşüm kapsamında aldıkları yeni kararların ve elektrikli veya hibrit araç platformlarının devreye alınmasının sektör açısından çok önemli olduğunu söyledi.

Şu an Türk otomotiv sanayisinin bir aracın yüzde 80'ini üretebilir durumda olduğunu fakat dönüşüme ayak uydurulmaması durumunda bu oranın düşeceğini belirten Albert Saydam, sözlerini şöyle tamamladı:

"Elektrikli araçta doğru dönüşümü yapamazsak bu yüzde 80 oranının yüzde 30 ila yüzde 15 arasındaki bir rakama gerilemesi söz konusu. Neden? Çünkü, elektrik motoru, batarya, yazılım elektrikli aracın yüzde 60’ını oluşturuyor.

Bizler o konuda ihtisaslaşmazsak o zaman başkalarından almak durumundan olacağız. Dolayısıyla TOGG projesi hepimiz için tam bir boy aynası.

Sadece rekabetçilik anlamında değil, bir elektrikli araçta neyi yapıp, neyi yapamadığımızı görüyoruz. Yapanlar bu rekabet üstünlüğünü korumaya çalışırken, yapamayanlar alternatif çözümler ya da daha doğrusu kendi içindeki süreçleri iyileştirme yoluna gidiyorlar. Değiştirme yoluna gidiyorlar."