Trafik kazalarında araç mahrumiyet bedeli tartışması
Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde yaşanan bir trafik kazası sonrası ortaya çıkan icra süreci, Türkiye genelinde tartışılan “ikame araç bedeli” meselesini yeniden gündeme taşıdı.
Sabahın erken saatlerinde çocuğunu okula götürmek için yola çıkan genç bir annenin yaşadığı kaza, kısa sürede yalnızca bir trafik olayı olmaktan çıktı; hukuki ve vicdani tartışmaların odağına dönüştü.
Kazanın ardından tarafların kendi aralarında anlaştığını düşünen sürücü, aylar sonra gelen icra tebligatıyla adeta sarsıldı. Tebligatta yer alan yüksek tutar, yalnızca maddi bir yük değil, aynı zamanda sistemin işleyişine dair soru işaretlerini de beraberinde getirdi.
İcra tebligatıyla gelen ağır yük
Aradan geçen yaklaşık iki ayın ardından gelen ilamsız icra takibi, genç kadını 30 bin TL’yi aşan bir borçla karşı karşıya bıraktı. Faiz, harç ve avukatlık ücretleriyle birlikte ödeme miktarı 44 bin TL’yi geçti. Sürecin en dikkat çekici yönü ise talep edilen “ikame araç bedeli” oldu.
İddiaya göre, kazaya karışan aracın uzun süre tamirde kalmadığı ve bu süreçte karşı tarafın araç kiralamadığı öne sürüldü. Buna rağmen yüksek bedelli taleplerin gündeme gelmesi, “sistem kötüye mi kullanılıyor?” sorusunu güçlendirdi. Aynı araçla daha önce de benzer kazalar yaşandığı iddiası ise şüpheleri daha da derinleştirdi.
Uzmanlar uyarıyor: “7 gün kritik”
Sigorta uzmanlarına göre trafik kazalarında kusursuz tarafın araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli talep etme hakkı bulunuyor. Ancak mevcut poliçeler bu süreçte oluşan icra yükünü karşılamıyor. En kritik nokta ise tebligat sonrası başlayan yedi günlük itiraz süresi.
Bu süre içinde itiraz edilmediğinde icra takibi kesinleşiyor ve borç katlanarak büyüyor. Uzmanlar, bazı durumlarda gerçekte araç kiralanmasa bile belge düzenlenerek talepte bulunulabildiğine dikkat çekiyor. Bu durum, hem vatandaşları hem de sigorta sistemini zorlayan bir boşluk olarak öne çıkıyor.
Hukuki boyut: Belge olmasa da tazminat mümkün
Hukukçular ise konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor. Yargı kararlarına göre, araç kiralandığını gösteren belge olmasa bile hâkim zararı belirleyebiliyor. Bu noktada bilirkişi devreye girerek aracın tamirde kalma süresini ve piyasa koşullarına göre kiralama bedelini hesaplıyor.
Bu durum, gerçekten mağdur olan kişiler için hak arama imkânı sunarken, kötüye kullanım iddialarını da beraberinde getiriyor. Özellikle ilamsız icra yolunun sıkça tercih edilmesi, vatandaşların çoğu zaman süreçten habersiz şekilde borç yüküyle karşılaşmasına neden oluyor.
Düzenleme ihtiyacı gündemde
Yaşanan örnekler, hem hukuk hem de sigorta alanında yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, ilamsız icra uygulamasının sınırlandırılması ya da kaldırılmasının mağduriyetleri azaltabileceğini savunuyor.
Artan şikayetler ve kamuoyunda büyüyen tartışma, yalnızca bir kazanın değil, sistemsel bir sorunun işareti olarak değerlendiriliyor. Trafikte yaşanan küçük bir anlık dikkatsizlik, bugün birçok kişi için uzun süren hukuki mücadelelere ve ağır mali sonuçlara dönüşebiliyor.