İnegöl'de 145 yıllık miras, beşinci kuşağa ulaştı
Bursa’nın İnegöl ilçesinde bir atölyeden yükselen çekiç sesleri, yalnızca bir zanaatın değil, yaklaşık bir buçuk asırlık bir aile hikâyesinin de izlerini taşıyor. Romanya’dan Türkiye’ye uzanan fıçıcılık geleneği, Erkuş ailesinin ellerinde beşinci kuşağa kadar ulaştı.
Yaklaşık 145 yıldır aynı aile tarafından sürdürülen meslekte, her fıçı sabır, ustalık ve yılların birikimiyle şekilleniyor. Özenle seçilen keresteler önce ustaların elinden geçiyor, ardından ateşin yardımıyla bükülerek geleneksel fıçı formuna kavuşuyor.
Bugün atölyede yalnızca fıçı üretilmiyor. Dededen toruna aktarılan bir meslek, geçmişin çalışma kültürü ve unutulmaya yüz tutan bir zanaat da yaşatılıyor.
"Babamın zoruyla mesleği öğrendim"
Ailenin üçüncü kuşak temsilcisi 81 yaşındaki Erdoğan Erkuş, fıçıcılığa çocuk yaşta adım attı. Yaklaşık 70 yıldır mesleğini sürdüren Erkuş’un ellerindeki kesikler ve yaralar ise onun için yılların zorluğundan çok geçmişe açılan birer hatıra.
Mesleğe 1956-1957 yıllarında başladığını anlatan Erkuş, babasının kendisini küçük yaşta dükkâna götürüp getirerek işi öğrenmesini sağladığını belirtti.
Yıllar boyunca ahşapla çalışan usta, ellerindeki izlere baktığında mesleğe başladığı günleri hatırladığını ve bu izleri birer "tatlı hatıra" olarak gördüğünü ifade etti.
Romanya’dan İnegöl’e uzanan bir zanaat mirası
Erkuş ailesinin fıçıcılık hikâyesi, Erdoğan Erkuş’un dedesinin Romanya’dan Türkiye’ye göç etmesiyle yeni bir coğrafyada devam etti.
Ailenin anlattığına göre büyük dede, Bursa’da bir padişahın yanında çalıştıktan ve farklı işlerle uğraştıktan sonra aileden gelen fıçıcılık mesleğini bırakmadı. O yıllarda bu zanaatı yapan ustaların az olması, üretilen fıçılara olan ilgiyi de artırdı.
Böylece bir aile mesleği olarak başlayan fıçıcılık, zaman içerisinde Erkuş ailesinin ayrılmaz bir parçasına dönüştü.
Bir zamanlar fıçılar için gece gündüz çalışıyorlardı
Geçmişte fıçıların kullanım alanı da bugünden çok daha genişti. Turşudan zeytine, şalgamdan çeşitli gıda ürünlerine kadar pek çok ürünün saklanmasında kullanılan fıçılar, yoğun talep görüyordu.
Ailenin önceki kuşakları, siparişleri yetiştirebilmek için atölyede gece gündüz çalışıyordu. O dönemin üretim yoğunluğu, fıçıcılığın yalnızca bir zanaat değil, aynı zamanda önemli bir geçim kaynağı olduğunu da ortaya koyuyor.
Her kereste fıçıya dönüşmüyor
Geleneksel fıçı üretiminin en önemli aşamalarından biri ise doğru ağacı seçmek. İnegöl ve Türkiye’nin farklı bölgelerinden getirilen keresteler, ustalar tarafından tek tek inceleniyor.
Ailenin dördüncü kuşak temsilcisi Orhan Erkuş, her tahtanın fıçı yapımına uygun olmadığını belirterek, üretimin daha ilk aşamasında büyük bir titizlik gerektiğini anlatıyor.
Uygun keresteler seçildikten sonra çeşitli işlemlerden geçiriliyor. Ardından atölyede ateş yakılıyor ve ahşap, ustaların kontrolünde ısıtılarak bükülüyor. Fıçının kendine özgü bombeli yapısı da bu geleneksel yöntemle ortaya çıkıyor.
Ahşabın ateşle buluştuğu bu aşama, modern makinelerin yerine usta deneyiminin belirleyici olduğu üretim sürecinin en dikkat çekici bölümünü oluşturuyor.
Dördüncü kuşak mesleği 1995’te devraldı
Erdoğan Erkuş’un ardından oğlu Orhan Erkuş da aile mesleğini sürdürme kararı aldı. 1995 yılında askerden döndükten sonra 22 yaşında babasının yanında çırak olarak çalışmaya başlayan Orhan Erkuş, zaman içerisinde fıçıcılığın tüm inceliklerini öğrendi.
Bugün ailenin dördüncü kuşak temsilcisi olarak çalışan Erkuş, yaklaşık 145 yıldır devam eden mesleğin kendileri için artık bir aile geleneğine dönüştüğünü ifade ediyor.
Beşinci kuşak üniversite eğitiminden sonra atölyeye geliyor
Erkuş ailesinde geleneğin geleceğe taşınması için bir sonraki adım da atılmış durumda. Ailenin beşinci kuşak temsilcisi 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Eren Erkuş, eğitimini sürdürürken bir yandan da atölyede dedesinden, babasından ve amcasından mesleği öğreniyor.
Çocukluğundan bu yana ahşap kokusunun içinde büyüyen Eren Erkuş için fıçıcılık artık yalnızca öğrenilen bir meslek değil, ailenin geçmişiyle kurulan güçlü bir bağ anlamına geliyor.
Atölyede ağacın seçilmesinden fıçı haline getirilmesine kadar üretimin farklı aşamalarında görev alan genç usta adayı, özellikle ahşabın kokusuna ve ateşle şekillenen üretim sürecine alıştığını söylüyor.
"Bu meslek artık bizim geleneğimiz"
Erkuş ailesinin beşinci kuşağı Eren Erkuş, unutulmaya yüz tutan fıçıcılığı devam ettirmek konusunda kararlı. Üniversite eğitimi ile aile mesleğini birlikte sürdüren genç, yaklaşık 145 yıllık mirasın kendisinden sonraki kuşaklara da aktarılmasını istiyor.
Aile için bugün yapılan her fıçı, yalnızca bir ürün değil; dededen babaya, babadan oğula geçen emeğin somut bir karşılığı niteliğinde.
İnegöl’de ateşin karşısında şekillenen ahşaplar, bir yandan geçmişin zanaat kültürünü yaşatırken diğer yandan genç bir kuşağın ellerinde geleceğe uzanıyor. Erkuş ailesi, 145 yıllık geleneğin kendi kuşaklarında son bulmaması için mesleğin bilgisini ve ustalığını aktarmaya devam ediyor.