Bursa

Bursa’da tek otobüsle başlayan tutku müzeye dönüşüyor

Bursa’da bir otobüsün restorasyonuyla başlayan tutku, 16 araçlık koleksiyona dönüştü. Ekip, Türkiye’nin ulaşım tarihini yaşatacak müze için hazırlanıyor.

Abone Ol

Bir otobüsle başlayan hikâye, 16 araçlık koleksiyona dönüştü

Bursa’da yıllar önce tek bir otobüsün restorasyonuyla başlayan hikâye, bugün Türkiye’nin toplu taşıma geçmişine ışık tutacak büyük bir koleksiyona dönüştü.

Klasik otobüslere gönül veren Bilal Acar, yaklaşık 4-5 yıl önce satın aldığı bir otobüsü restorasyon ustası Ahmet Canbaz’a teslim ederek ilk adımı attı.

Ancak o ilk araç, kısa süre içinde yeni bir tutkunun başlangıcı oldu.

Bir otobüsün ardından başka bir araç, onun ardından farklı bir dönemden başka bir otobüs koleksiyona katıldı. “Bunu da alalım, şunu da alalım” diyerek büyüyen koleksiyon, zamanla 16 otobüse ulaştı.

Bugün ise hedef yalnızca eski otobüsleri bir arada tutmak değil. Acar ve Canbaz, onlarca yıl önce Türkiye yollarında yolcu taşıyan araçları yeniden ayağa kaldırarak geçmişin ulaşım kültürünü gelecek kuşaklara aktaracak bir otobüs müzesi kurmak için çalışıyor.

Her otobüs, Türkiye’nin ulaşım geçmişinden bir iz taşıyor

Koleksiyonda özellikle 1950 ve 1960’lı yıllardan kalma otobüsler bulunuyor. Her biri, üretildiği dönemin ulaşım koşullarını ve yolculuk anlayışını yansıtan birer zaman kapsülü niteliğinde.

Bugün birkaç saat içerisinde alınabilen yolların, geçmişte bu otobüslerle günler sürebildiğini anlatan Bilal Acar, eski araçların yalnızca birer klasik otomobil ya da otobüs olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

O dönem Doğu Anadolu’dan ve Karadeniz’den İstanbul’a yapılan uzun yolculuklar, insanların ulaşım imkanlarının bugünden ne kadar farklı olduğunu ortaya koyuyor. Restorasyon ekibi de bu nedenle araçların yalnızca dış görünüşünü yenilemiyor; dönem ruhunu ve özgünlüğünü mümkün olduğunca korumaya çalışıyor.

En zor bölüm: Yarım asırlık parçaların peşine düşmek

Restorasyon çalışmalarında ekibin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri, onlarca yıl önce üretimi sona eren parçaları bulmak.

Bazı parçalar artık Türkiye’de bulunmuyor. Bu nedenle Acar ve Canbaz, yıllardır depolarda bekleyen, özel koleksiyonlarda saklanan veya yurt dışında kalan parçaların izini sürüyor.

Özellikle Almanya’dan temin edilen parçalar koleksiyonun restorasyon sürecinde önemli yer tutuyor.

Bulunan her parça, adeta yıllardır eksik duran bir yapbozun tamamlayıcı parçası gibi otobüs üzerindeki yerini alıyor.

Kimi zaman tek bir parçanın bulunması için uzun süre araştırma yapılırken, bazı parçalar da restorasyon başlamadan yıllar önce satın alınarak gelecekte kullanılmak üzere saklanıyor.

1966 model Mercedes-Benz için yıllar sonra gelen tamamlanma

Koleksiyondaki araçlardan biri olan 1966 model Mercedes-Benz otobüsün restorasyonunda da bu titiz arayışın izleri görülüyor.

Araca ait orijinal Hella stop lambalarının yanı sıra Mercedes 321 modeline ait orijinal far ve stop parçalarının da bulunması, restorasyon ekibi için önemli kazanımlar arasında yer alıyor.

Bu parçaların bulunması, yalnızca aracın çalışır veya sergilenebilir hale gelmesi anlamına gelmiyor. Her özgün parça, otobüsün ait olduğu dönemin kimliğini yeniden oluşturuyor.

Bir otobüsün yeniden hayat bulması 2 yılı bulabiliyor

Onlarca yıldır yollardan uzak kalan klasik otobüsleri yeniden ayağa kaldırmak, sabır ve yoğun el işçiliği gerektiriyor.

Tamamen el işçiliğiyle sürdürülen restorasyonlarda bir aracın tamamlanması 1-2 yılı bulabiliyor. Üretiminin üzerinden uzun yıllar geçtiği için yedek parçası bulunamayan araçlarda ise bu süre daha da uzayabiliyor.

Ekip, mümkün olduğunca hazır ve yeni parçalar kullanmak yerine aracın dönemine uygun orijinal parçalarını bulmaya öncelik veriyor.

Böylece restorasyonun sonunda ortaya yalnızca yenilenmiş bir otobüs değil, geçmişteki haline mümkün olduğunca sadık bir araç çıkması hedefleniyor.

“Geçmişi unutmadan ilerlemek daha güzel”

Bilal Acar’ın müze projesindeki temel amacı, geçmişte kullanılan araçları gelecek nesillerin gözleri önüne sermek.

Acar, toplu taşımacılığın nereden nereye geldiğinin yeni kuşaklara gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, geçmişte Doğu ve Karadeniz’den İstanbul’a yapılan günler süren yolculukların kullanılan otobüslerle birlikte hatırlanmasının önemine dikkat çekiyor.

Bu yaklaşım, koleksiyonu sıradan bir klasik araç birikiminden farklı bir noktaya taşıyor. Her otobüs, kendi döneminin yolculuk hikâyelerini, teknolojisini ve ulaşım anlayışını temsil ediyor.

16 otobüslük koleksiyon için yeni müze hazırlığı

Büyüyen koleksiyonun daha geniş bir alanda sergilenmesi için de çalışmalar sürüyor.

Müze projesi kapsamında İzmit’te yaklaşık 3 dönümlük yeni bir alan üzerinde hazırlık yapılıyor. Gerekli onayların alınmasının ardından alanda ofis, restorasyon atölyesi ve otobüslerin korunacağı kapalı bölümlerin oluşturulması planlanıyor.

Projenin hayata geçmesiyle ziyaretçilerin yalnızca geçmişten kalan otobüsleri görmesi değil, aynı zamanda Türkiye’de toplu taşımacılığın yıllar içerisindeki dönüşümüne tanıklık etmesi amaçlanıyor.

Bugünün modern ulaşım araçlarıyla geçmişin ağırbaşlı, gürültülü ve uzun yolculukların eşlikçisi otobüsleri aynı hikâyenin farklı dönemlerini anlatacak.

Acar ve Canbaz için bu çalışma, eski araçları yeniden yollara döndürmekten çok daha fazlasını ifade ediyor. Onlar, bir zamanlar Türkiye yollarında binlerce insanı taşıyan otobüslerin hafızasını korumaya çalışıyor.

“Geçmişe sahip olmak güzel bir şey. Geçmişi unutmadan ilerlemek daha da güzel bir şey.” anlayışıyla sürdürülen restorasyon çalışmaları, 16 otobüslük koleksiyonun tamamlanmasıyla birlikte Türkiye’nin ulaşım tarihini somut biçimde anlatan özel bir müzeye dönüşmeyi bekliyor.

{ "vars": { "account": "UA-210886015-2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }